Havva Günaydın Lakutoğlu

Havva Günaydın Lakutoğlu

Yuvarlak Masa

A+A-

“Göllerimizin kocaman çiçeklerinden yaralara merhem çıkarırdık, şeytan örümceklerinden lifler yapardık. Muharebe meydanlarında can çekişen askeri, kendi köyünün perisini, yarı kapanmış gözleri üzerine eğilerek, ona ormanın bir köşesini hatırlatan bir şeyi gösterdiğini görürdük. Millet harbi, mukaddes cihat böyle yapılırdı. Fakat ne yazık ki artık inancını kaybetmiş memleketlerde, perisi kalmamış memleketlerde, böyle bir harp mümkün olmuyor”

DÜNYA EDEBİYATINDAN SEÇMELER  S. 187

Gücünü inançtan, vatan ve tüm milleti sevmekten alan bir denklemin bozulması, ne tür sonuçlar doğurur desem......

Masa başı kaoslarıyla  yaşayan ülkelerde,  suçlu ve suç arayanlar hep insanlığı yok ediyor.

Hep haklı olma mücadelesine girip oy alma peşine düşenler, perisi kalmamış ülkelerin, perisi olmayı vaat ediyor.

Dünya freni patlamış bir kamyon gibi dengesizce bayır aşağı sürükleniyor.

Bu durumdan nasiplenmek isteyenlerde mutabakat imzalayıp, sanki dünyayı yeniden kurtaracakmış gibi haklı olma metni okuyor.

Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganından, Türk Milliyetçiliği ile hesaplaşacağız diyenlerle, aynı masaya oturup imzalar atılıyor.

Türk milliyetçisi, Atatürk sevdalısı, vatansever, laik ve elbette dindar insanların duygularıyla yeteri kadar oynanmadı mı?

Temel hak ve özgürlük konusunda bizler adeta bir- med cezir yaşıyoruz. Bazen medin yükselmesinde ki ahengi yaşarken, cezirde ki gibi alçalmaları da yaşıyoruz. Bu gel gitler anlamsızca, ama maalesef daha çok cezirle hayat buluyor.

Her tarafımızda cam kırıkları var, derin, acıtan ve kapanmayan yaralar. Bunlar nasıl iyileşir?

Bu ülkenin işleyişi ve varlığını sürdürülmesi, kalbimizin ve yüreğimizin atmasıyla alakalıdır.

Cenap Şehabettin “Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir. Koşarak çıkanlar, nefes darlığı çekerler”

O yüzden bu görevler zor görevlerdir, layığı ile yapmak gerekir. Millete söz vererek geliyorsunuz unutmayın emi! Vaatleriniz sadece seçime kadar değil, elde ettiğiniz sonuçtan sonra da   mücadele ile geçse  keşke. Sonrasında bu vaatler karşılık bulmayınca,  tıkanıp tepe taklak düşersiniz, deme demeyin.

Durup ince hesaplar yapmak, zamanı değildir. 

Artık milletin ve vatanın karar verme zamanıdır.

Bu altılı ittifak her nedense bana, rahmetli Kenan Evren’in kuvvet komutanları yani  o zaman ki darbeci komutanların içinde bulunduğu Milli Güvenlik kurulu  ile oluşturduğu yapıyı hatırlatıyor. Benim benzettiğim bu maalesef.

Size hatalarınızı söyleyenleri düşman bellemeyin lütfen! Sadece  kendinizi düzeltin.

 İnsanlar bu siyasetten bıktı. Gündem değiştirme siyaseti, artık tozlu raflara kalkmalıdır.

Ama sizler tozlu raflara ilkelerinizi kaldırdınız maalesef.

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “ Adalet dilenmekle ve acındırmakla devlet ve ulus  işleri görülemez. Adalet dilenmekle ve başkalarını kendine acındırmakla, ulus işleri ve devlet işleri görülemez, ulusun ve devletin onuru ve bağımsızlığı güven altına alınamaz. Adalette dilenmek ve acındırmak gibi bir ilke yoktur. Türk  Ulusu ve Türkiye’nin yarınki çocukları, bunu bir an uslarından çıkarmamalıdırlar” Sözüdür bugünün anlam ve önemini anlatan.

6’lı ittifak dediğimiz masa başı grubunu, tarih acaba nasıl yazacak?

Gerçi daha çok görecek ve duyacaklarımız var.

Ayrılmalar vs yakında konuşulmaya başlanır.

Tarih, bireylerin ya da toplumların yaşam pratiklerinin sergilendiği sayfalar ise, bizler bu altılı ittifakı nasıl okuyacağız?

Yaptıkları eylemler bir sonuca bağlanıyor mu? Ya da bir eylem gerçekleştirdiler mi?

20 yıl ya da 50 yıl sonra bu günlere ait bu olaylar, ittifak, ortaklık, eylemsizlik vs gibi konular tarih sayfalarında resmedilirken, satır aralarında yazılacaklar, gelecek nesillere nasıl sirayet edecek acaba?

Bugünlerde Akşener’i izliyorum ve dinliyorum. Neden Akşener diye sorarsanız malumunuz o partinin İstanbul kurucusuydum ve kendisini iyi tanıdığım için izliyorum. Bazen insanlar hata yapabilir. “Hatasız kul olmaz. Aksini düşünmek Allah’a şirk koşmaktır” demişti bir röportajımızda Yargıtay eski Onursal Başkanı Sayın Sami Selçuk. Bende hata yaptım ama yanılmadım.

Sayın Akşener’ soruyorum sahi siz ne yapıyorsunuz?

Millete hizmet idealiniz var mı?

Çok merak ettiğim soru var ama bu soru gerçekten cevaplanması gereken bir sorudur.

Bir soru daha sormak istiyorum. Sizi o masaya oturmak için, kim mecbur bıraktı?

Sahi ittifaktan ne zaman ayrılacaksınız? Sanki önümüzde ki günler, başka ittifaklara yolculuk edeceğinizi gösteriyor gibi. Bu şimdilik bir tahmin ama sebeplerini önümüzde ki yazımda paylaşacağım merak etmeyin!

Oy almak için her yol mubahtır ilkesi, ileride seçme ve seçilme hakkımızı, elimizden alacak gibi gözüküyor. Vatandaşlık alanlara “10 sene oy kullanmasın” teklifiyle ilgili düşünceniz var mı? Varsa bunun da cevabını çok bilmek isterim inanın. Yoksa bu seçim,  “benim olsunla” ülkem ne elde edecek?

Ben size anne veyahutta abla hiç demedim. Demem de. Diyemem de.  Çünkü bu iki sıfat çok kutsaldır ve siyasete bulaştırılamaz. Bulaştırılmamalıdır da. Siz bir partinin Genel Başkanısınız, size sadece Meral Hanım diyebiliriz. Millettin nabzını ölçmek için yapılan bu tarz politik değişiklikler, aslında hiç de samimi bulunmuyor halk nezdinde. Siyasette oy kazanmak için başka manevralar gereklidir.

Size buradan Meral Hanımla ilgili bir hatıramı aktarmak istiyorum. Meral Hanım, insan ilişkisi kuvetli bir kadındır. Bir programda, bendeniz kendisine, İl Başkan Yardımcısı olarak eşlik ederken, bana ismimi sormuştu. Kendisine “Havva “ efendim demiştim. Gayet samimi bir ifadeyle ve omuzuma dokunarak “ aa benim de göbek adım Havva “demişti. Ben o zamanlar, daha çok duygularıyla hareket eden olduğum için, çok mutlu olup, partili bir ağabeyimle paylaşmıştım bu hatıramı. O da bana “Benim ismim de onun göbek adıdır “demişti. Şaka sanmıştım ama bugün izlediğim Akşener, bu sözün tam sağlamasıdır.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar