1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Özcan: Altılı masa Türkiye siyasetine nezaket getirdi
Özcan: Altılı masa Türkiye siyasetine nezaket getirdi

Özcan: Altılı masa Türkiye siyasetine nezaket getirdi

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan, ilk defa denenmesi nedeniyle altılı masada doğal bir kırılganlık olduğunu söyleyerek "Bu bir itiş kakış değil

A+A-

Seçim sathına girilirken siyasi partiler sokağa çıkmaya ve çalışmalara başladı. Seçim kampanyasında ilk mitingini Sultanbeyli’de gerçekleştiren Gelecek Partisi'nin sözcüsü Serkan Özcan’a göre cumhurbaşkanı adayını kişiler üzerinden konuşmak doğru değil. Altılı masanın “Türk siyasi tarihinde benzerinin olmaması” nedeniyle doğal bir kırılganlık yaşadığını, bunun 'itiş kakış' olmadığını söyleyen Özcan’a göre asıl dikkat edilmesi gereken konu parlamenter sisteme dönüşte Türkiye’nin nasıl yönetileceğini içeren geçiş süreci.


Hafta başında Merkez Bankası’nın şikâyeti nedeniyle savcılığa giderek ifade verecek olan Gelecek Partisi Sözcüsü Özcan, Gazete Duvar'dan Serkan Alan'a konuştu.

Özcan şunları söyledi:

'ALTILI MASADA KADROLAR DÜZEYİNDE DE BİRLİKTELİK VAR'


“Altılı masada bugün itibarıyla sadece liderlerimiz düzeyinde bir birliktelik yok. Kadrolar düzeyinde de karşılıklı fikir alışverişleri ve ‘Geçiş Süreci Komisyonu’ var. Bu sürecin nasıl işleyeceğine dair partilerin içinde de çalışmalar var ama biz bunun genel başkanlar düzeyinde konuşulup ortak bir mutabakatla kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşünüyoruz. Çok ufak nüanslar olsa dahi bunun kamuoyundaki algısı farklı olabilir. Zannediyorum altılı masanın en dikkat etmesi gereken konulardan biri bu. Yani partilerin kanaatleri var. Aslında bunlar değişebilecek kanaatler.


Yani oturup konuşulduğunda ortada bir mutabakat sağlanabilecek kanaatler ama bunu her parti kendi açısından açıklamaya başladığında, toplumda zaten kırılgan olan 'acaba birlikte devam edecekler mi edemeyecekler mi' sorusu açığa çıkabilir. Bunu bazen kasten iktidar da yapıyor. 'Devam edemezler, yapamazlar, bu masa devrilir' hikayelerini ortadan kaldırabilecek bir mutabakat açıklanması gerektiğini düşünüyoruz.

'‘KİM’ DEĞİL ‘NASIL’ SORUSUNUN CEVABI ÖNEMLİ'


Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda kamuoyundaki soruları anlıyorum. Bu işin, aday meselesinin bir reytingi var. Aday meselesinin konuşulmasından hoşlanan bir Cumhur İttifakı var. Çünkü bugün Cumhur İttifakı’nın siyasette konuşabileceği çok az alan kaldı. Adaydan önce bu konunun halledilmesi lazım. 'Kim?' değil 'Nasıl?' sorusunun cevabını vermeden güçlü bir alternatif olma imkânı yok. Allahtan altı liderin de bu konuda yaklaşımlara sahip.


Bana göre altılı masanın yaptığı en doğru iş mümkün mertebe kişiye odaklı konuşmayı reddetmesidir. Asıl sorun ondan çıkar. Yani nasıl bir geçiş sürecinin olacağını bilmeden, partilerin ekonomi, dış politika, eğitim gibi temel konularda seçmene vereceği vaatleri net bir biçimde oluşturmadan kişiler üzerinden konuşmak son derece yanlış olur.”

'KAZANMA-KAZANMAMAYA İNDİRGENMESİ MAKUL DEĞİL'


Özcan “'Kazanacak aday' tartışması yapılıyor. Son dönem aday adayları arasında adı öne çıktığı için soruyorum. 'Kazanacak aday' tartışması “Kılıçdaroğlu kazanamaz” anlamına mı geliyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:


“Ben öyle düşünmüyorum. Bugün itibarıyla belli konularda uzlaşma sağlanıp, altılı masa gerçekten yapmak istediklerini yapıp ortaya koyduktan ve mutabakat sağlandıktan sonra açıklayacağı ortak adayın cumhurbaşkanlığını kazanacağını düşünüyorum. Bunu kazanabilmenin yolu kişiler üzerinden 'şu kazanır mı - bu kazanır mı' tartışması yapmak yerine Türkiye’de nasıl bir sistem işleteceğimizi millete anlatmak.

Kişi önemlidir, lider siyaseti Türkiye siyasetinin bir gerçeğidir ama bugün içinde bulunduğumuz bu yönetim krizinin, bu iktisadi krizin, bu politik krizin aşılması için bir sistem değişikliğinden bahsediyoruz. O yüzden bu tür konuşmaların, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismi öne çıkarılarak, 'kazanma-kazanmamaya' indirgenmesini çok da makul bulmuyorum. Ne kamuoyunda 'kesin kazanır' gibi düşünülen adaylar ile ilgili konuşmalar doğrudur ne de 'kazanamaz' denen liderlerin üzerine bu tartışmayı yıkmak doğrudur. Her ikisini de yanlış buluyorum.”

'ALTILI MASAYLA TÜRKİYE’DE SİYASETİN TARZI DEĞİŞTİ'


Özcan “Masada gerilim var mı? Yoksa da bu tarz söylemlerin ortaya çıkmasının nedeni ne?” sorusuna ise şu cevabı verdi:

"Türk siyasi tarihinde yaşanmayan bir deneyim yaşıyoruz. Türkiye için en büyük kazanım farklı düşünen, farklı motivasyonları olan, farklı idealleri olan ama ortak asgari demokrasi vizyonu perspektifinde birleşebilen bir muhalefettir. Bununla ancak bu sorunları halledebiliriz. Yani aynı masada milliyetçi damarı da sosyal demokratları da muhafazakarları da liberalleri de temsil edebilecek kadroların olduğu bir Türkiye, bugüne kadar yaşadığından çok daha farklı bir deneyimi elde edebilir.

Takdir edersiniz ki çok yeni bir deneyim olması, Türk siyasi tarihinde bir benzerinin olmaması, ilk defa böyle bir şeyin yaşanması nedeniyle doğal bir kırılganlık var. Yani bunu özel olarak karşılıklı bir itiş kakış gibi kamuoyuna yansıtılmasını son derece yanlış buluyorum. Doğal bir kırılganlık var çünkü ilk defa deneniyor. Bu bir itiş kakış değil. Farklı şeyler düşünüyoruz, bugüne kadar Türkiye’de siyaset farklı yapılıyordu. Altılı masayla birlikte Türkiye’de siyasetin yapılma tarzı ve şekli değişti. Altılı masa siyasete nezaket getirdi.

'GELECEK PARTİSİ EMRİVAKİ ÜSLUBU KABUL ETMİYOR'


Sayın genel başkan, 'bunlar olmazsa masa dağılır' gibi bir üslubun takınılmasını doğru bulmadığını açıkladı. Gelecek Partisi hiçbir şekilde böyle emrivaki üslubu kabul etmiyor. Sayın Kuşoğlu’nun ne kadar tecrübeli bir siyasetçi olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak CHP Genel Başkanı ile Parti Sözcüsü, “Bu partinin kanaatlerini sayın genel başkanımız, parti sözcümüz ve grup başkanvekillerimiz açıklar” dedi. Onların açıklamaları Sayın Kuşoğlu’nun yaptığı açıklamalar gibi değildi."

'BİLGİSİ OLMAYANA ‘CAHİL’ DERLER'


Özcan merkez bankasının şikayetine ve ne zaman ifade vereceğine ilişkin ise şunları anlattı:

“Pazartesi günü (26 Eylül) saat 14.00’te Çağlayan Adliyesi’nde ifademi vereceğim. Kapsamlı bir ifade mektubu hazırlıyorum. Şikâyet dilekçesini, neyle suçlandığımı gördüm.

Merkez Bankası beni, bankanın manevi şahsiyetine zarar vermekle suçluyor. Son derece şaşkınım. Ben hiçbir kurumu, özellikle devlet kurumunu hedef almam. Ben eski bir Merkez Bankası personeliyim. O kurumda çalışmış olmaktan, o kurumda eğitim almış olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bankayı falan değil, Merkez Bankası’nın bugünkü liyakatsiz kadrolarını hedef aldım. “Cehalet” kelimesi de bu kadar kırılganlık oluşturacak bir kelime değil. Bir konu hakkında bilgisi olmayana bizde “Cahil” derler.

Para politikasına ilişkin Merkez Bankası Başkanı ve yöneticilerinin yaptığı açıklamalar, uyguladığı politikalar bu cehaleti ortaya koymaktadır. Göreve başladığınızda yüzde 16 olan enflasyon yüzde 80’e çıkmışsa, 7-8 TL olan döviz kuru 18 liraya gelmişse, ülkenin risk primleri 800 puanlara ulaşmışsa, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri arka kapıdan önce 128 milyar sonra 60-70 milyar daha satılmışsa, kusura bakmayın da Merkez Bankacılığı ve para politikaları adına siz bir cahilsiniz. Ben bunu söyledim. Bunları ifademde belirteceğim."

Önceki ve Sonraki Haberler